Emziren Anneler Ne Yiyip, İçmeli?

hamile-anneler-ne-yiyip-icmeli
Hem kilolarınızdan kurtulmak istiyorsunuz hem de bebeğinizi sağlıklı bir şekilde emzirmek mi? Bu aslında biraz mümkün biraz da değil. Uzmanlar sizin beslenmenizle bebeğinizin sağlıklı gelişmesini doğru orantıda tutuyorlar. Ayrıca emzirirken de yeterli kaloriyi verebileceğinizi belirtiyorlar. Detaylı bilgiyi Beslenme ve Diyet Bölüm Sorumlusu Dyt. Ayşe Korkmaz’dan aldık.
Annenin protein, kalsiyum, demir ve sıvı ihtiyacı artmaktadır!
Bebeğinizin sağlığı için özellikle ilk 6 ay, anne sütü en iyi besindir. Süt veriminizin iyi olması, emzirme dönemindeki yeterli ve dengeli beslenme ile bağlantılıdır. Emzirme sırasında enerji ve besin öğeleri ihtiyacı, hamilelikte olduğundan biraz daha fazladır. Bu dönemde annenin protein, kalsiyum, demir ve sıvı ihtiyacı artmaktadır.
Süt vererek, hamilelikte biriken yağ depolarınızı kullanmış olursunuz!
Hamilelikte yeterli ve dengeli bir beslenme uygulamışsanız süt üretimi için gerekecek enerji, depolarınızdan kullanılır. Böylece süt vererek, hamilelikte biriken yağ depolarınız kullanılmış olur ve bu da kilo vermenizi sağlar.
Emzirirken salgılanan sütün karşılığı olan enerji, protein, mineral ve vitaminleri yeterli olarak almanız gerekir. Bu kendi vücudunuzdaki besin depolarınızı dengede tutmak için de gereklidir. Bu nedenle bu dönemde doğru beslenmeniz son derece önemlidir.

Doğum Sonrası Depresyon

dogum-sonrasi-depresyon

Anne ve bebek hem okuduğumuz kitaplarda hem de anlatılan hikayelerde, paylaşımlarda mutluluğun, sonsuz huzurun, uyumun göstergesi olarak resmedilir. İster yeni bebek sahibi olsun isterse bebeğini büyütmüş, tüm annelere sorduğunuzda çocuklarının ne kadar özel olduğunu, onlarla tamamlandıklarını söylerler. Ancak araştırmalar ve yaşamın gerçeği her şeyin bu kadarda güllük gülistanlık olmadığını gösteriyor bizlere… Bebekle değişen yaşamlar, sorumluluklar, gelecek korkusu, belirsizlik, yorgunluk, ilgiye duyulan ihtiyaç yeni anneyi cendere içine alabiliyor. Loğusalık sendromu ya da al basması diye de bilinen ve toplumumuzda hiç de azımsanmayacak ölçüde olan bu psikolojik durum hakkında Uzman Psikolog Sinem Olcay Kademoğlu şu bilgileri veriyor.

Doğumun hemen ardından vücuttaki östrojen hızla düşer. Bu durum ateş basması, depresif semptomlar ve konsantre olmakta zorlanma gibi etkiler yaratır. Doğumun getirdiği yorgunluk, bebekten kaynaklanan uykusuzluk, anne olma sorumluluğunun yarattığı gerginlik, bebeğin sağlığı hakkında duyulan endişeler ya da annelik duygularından emin olamamanın yarattığı sorgulama gibi faktörler de eklenince duygusal zorlanma artar. Bu da yeni annelerin %80’inde Annelik Hüznü olarak görülür.

Hamilelikte Bulantının Ne Kadarı Normal Ne Kadarı Değil?

_14007894ef38fd09db23

Anne adaylarını hamilelik sürecinde en çok rahatsız eden olaylardan biri de bulantı ve kusmalar. Nedeni üzerinde çeşitli teoriler olsa da kesin bir neden açıklanamadı henüz. Hamilelikte bulantı ve kusma çoğu zaman normal karşılansa da aşırı halde meydana gelmesi hem başka sorunların belirtisi hem de ciddi problemlerin habercisi olabilir. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Op. Dr. Mine KABAKAŞ hamilelikte yaşanan bulantı ve kusmalarla ilgili bilgiler veriyor.

Hamilelikte görülen bulantılar oldukça inatçı, tedaviye dirençli ve sinsi bir şekilde nerede ise tüm gün boyu süren tatsız bir duygu olabilir. Kusmalar ise genellikle sabah saatlerinde daha yoğun olabilmektedir. Bulantılar, kişiden kişiye çok değişik günlük salınımlar gösterir ve döneminin bitişi de aynı şekilde çeşitlilik göstermektedir. Hamilelikte bulantı ve kusmaların gerçek nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, hamileliğin erken döneminde yaşanan hormon seviyesi değişikliklerinin kısa süreli bulantı ve kusmalara neden olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, hamileliğin erken döneminde yükselmeye başlayan östrojen seviyelerinin ilk üç ay içinde en üst seviyelere çıkması ve bu dönemin bulantı ve kusmaların fazlalaştığı dönem olması, yükselen östrojen seviyelerinin koku duyusunu keskinleştirdiğine ve bu sebeple bazı kokuların bulantıyı tetikleyebileceğine dikkatleri çekmektedir.

Yenilenme zamanı

yenilenme-zamani
1.Stresle baş etmenin en keyifli yolu güzelleşmek!
Hayatımızı kabusa çeviren stres, canlı, zinde, bakımlı görünümü de yok ediyor. Hayatımızdaki olumsuzlukları tamamen ortadan kaldırmak belki mümkün değil ama ihmal ettiğimiz bakımları yaparak, canlandırıcı etkisi olan yöntemleri uygulayarak zinde kalmak ve kendimizi daha iyi hissetmek elimizde.
Cilt bakımı yaptırın.
•Profesyonel cilt bakım ürünleri ve son teknoloji ürünü cihazlarla yapılan bakımda cilt derinlemesine temizleniyor.
•Cilt tipine uygun jelle yapılan temizleme işleminin ardından buhar uygulaması ve peeling yapılıyor.
•Sıkılaştırıcı tonik uygulaması yapıldıktan sonra nem maskesi ve en son olarak da canlandırıcı maske uygulanıyor.
•Göz çevresi kremiyle besleyici ve nemlendirici kremler sürülerek işlem tamamlanıyor.
•Gözenekleri açık, siyah noktalı bir cilt ilk seansta pürüzsüz bir hale geliyor. İlk andan itibaren toparlanan, yenilenen ciltte canlılık ve parlaklık etkisi yaratan medikal bakımın asıl etkisi, 48 saat sonra görülüyor.
•Kür bakımları; akne, leke, gözenek sıkılaştırıcı, anti-aging ve genç ciltlere yönelik şeker kürü olarak yapılıyor.

Yazın Yıpranan Saçlar

yazin-yipranan-saclar
Tatil sonrasında saçların da tıpkı cilt gibi özel bir bakıma ihtiyacı var. İşte tatilde güneş, su ve rüzgarın etkisiyle kuruyan, yıpranan saçları eski canlılığına kavuşturmanın yolları…
Tatilde cildiniz kadar saçlarınız da yıprandı. Saç köklerini olumsuz etkileyen UV ışınları, su ve rüzgarla birlikte bir süre sonra saçların okside olmalarına, kurumalarına ve canlılığını yitirmelerine neden olur. Tatil sonrasında saçların da tıpkı cilt gibi özel bir bakıma ihtiyacı vardır.
Güneş sonrası şampuanlar içerdikleri pantenol sayesinde saç tellerinin parlaklığını kazanmasına ve klor ya da tuz kalıntılarının giderilmesine yardımcı olur. Zengin bileşimli saç bakım kürleri ve maskeler de tatil sonrasında saçlarınızı güçlendiren özel bakımlar arasında. Uzmanlar bu bakımları her gün düzenli olarak uygulayabileceğinizi de belirtiyor.
B ve E vitaminleri sayesinde saç hücrelerinin zarar görmesini de önleyen kür ve maskeler aynı zamanda saçlara parlaklığını da geri kazandırır.
Saçlarınıza canlılığını kazandırmanın bir yolu da tatil dönüşü kuaförde uçlarından kestirmeniz olacaktır. Böylelikle olumsuz dış etkenlerin kuruttuğu ve incelttiği saç telleri gücünü yeniden toplayacaktır.

Uzun Yaşamın Sırrı: Esnek olmak

uzun-yasamin-sirri-esnek-olmak
Dünyanın çeşitli yerlerinde 100 yılı geride bırakan kişilerin sağlıklı biçimde bu yaşa ulaşmalarında, dengeli beslenme ve kalıtımın yanı sıra “baskın ve şüpheci” bir kişiliğin ve idealist yerine, pratik ve esnek bir yaşam tarzının etkili olduğu ortaya çıktı.
ABD’nin önde gelen haber dergisi TIME, 4 ayrı ülkede asırlık yaşlara ulaşan kişiler üzerinde bir araştırma yaparak, uzun yaşamın sırlarını bu haftaki sayısının kapak konusu yaptı.
İrade şartı

“100 Yaşına Kadar Nasıl Yaşanır” başlıklı araştırma, ABD’nin New England ve Kanada’nın Nova Scotia bölgeleri ile İtalya’nın Sardinya ve Japonya’nın Okinava adalarında yapıldı. New England 100 Yaş Çalışmaları Merkezi’nden Dr. Thomas Perls, “Sağlığımızla ilgili davranışlarımızda bazı değişiklikler yaparak, hepimizin 60 yaşından sonra ömrümüze en az 25 yıl katabileceğimize inanıyorum. Ama bu, irade gerektiriyor” dedi.

Bebeğiniz neler yapabilir?

bebeginiz-neler-yapabilir

1 aylık bebek, görebilir, duyabilir, 2 aylık olunca gülmeye, 4 aylık olunca ise cisimleri iki eliyle kavramaya, kendi kendine oynAmaya başlar. 6 aylık bebek destekle oturabilir, 9 aylık olunca destekle birkaç adım bile atabilir…

Aşağıdaki gelişim kategorisi çocuğunuzun bulunduğu gelişim seviyesini daha iyi değerlendirebilmenizi sağlasa da, çocuğunuzun bu özelliklerin hepsini taşımasını beklemeyin. Unutmayın, her çocuk birbirinden farklıdır! Tavır, davranış ve vücut gelişimi çocuktan çocuğa farklılıklar gösterir…

Soya doğurganlığı kötü etkiliyor!

soya-dogurganligi-kotu-etkiliyor
Soya fasulyesinin içinde bulunan “genistein” adlı bir maddenin spermlerin yumurtayı döllemesini engellediği belirtildi.
İngiltere’de King’s College’de Üretim Biyolojisi alanında çalışmalar yapan Prof. Dr. Lynn Fraser, çocuk sahibi olmak isteyen ve hamile kalmaya çalışan kadınları soya ve yan ürünleri konusunda uyardı.
Bu durumdaki kadınların soya sosu, soya sütü ve benzeri ürünler tüketmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Fraser, bu ürünlerin kadının doğurganlığını olumsuz etkilediğini kaydetti.
Soya fasulyesinin içinde bulunan “genistein” adlı bir maddenin spermlerin yumurtayı döllemesini engellediğini belirten Prof. Dr. Fraser, deneyleri sırasında insan spermlerinin küçük dozda genistein maddesi içinde bir saat bekletildiklerinde, yumurtaya girmelerini sağlayan başlıklarını kaybettiklerini tespit ettiğini bildirdi.
Bu nedenle anne olmak isteyen kadınlara, tofu ve benzeri Uzakdoğu mutfağının temelini oluşturan besinlerden uzak durulması tavsiyesinde bulunan Prof. Dr. Lynn Fraser, özellikle de hamile kalma olasılığının arttığı dönemlerde soya tüketmemeleri gerektiğini önerdi.

Dolgun Dudaklara Sahip Olabilirsiniz !

dolgun-dudaklara-sahip-olabilirsiniz
Dolgun dudakları niçin güzel buluyoruz biliyor musunuz?
Çünkü dolgun dudaklar bir anlamda gençliğin simgesi.
Neden mi?
Zamanla kadınlık hormonlarının üretimi azaldıkça kadınların vücudunda önemli dğeişimler olur. Doğurganlığın azalması, cildin kuruması, saçların azalması ve dudakların incelmesi bu dğeişimlerdendir. İşte bu nedenle belki de bilmeden kalın ve dolgun dudakları güzel buluyoruz. Eğer dudaklarınız zamana yenilip eski dolgunluğunu yitirdiyse bu konuda önlem alabilir ve küçük bir girişimle birkaç yaş geriye dönebiliriz.

Daha Biçimli Kalçalar İçin

daha-bicimli-kalcalar-icin-2
Dişiliğin sembolü kalçalar için yapmanız gereken tek şey; biraz zaman ayırmak ve gayret göstermek…
Küçük, dar ve sıkı kalçalar…
Kadın vücudunun en çok ilgi çeken bölgelerinden olan kalçaların biçimli olması aslında bir hâyâl değil. Biraz özen, bakım ve egzersiz kalçalarınızın forma girmesinde ve seksi bir görünüm almasında son derece etkili olabiliyor. Dişiliğin sembolü kalçalar için yapmanız gereken tek şey biraz zaman ayırmak ve gayret göstermek.
Bildiğiniz gibi suyun sağlığımız üzerindeki yararları saymakla bitmiyor. Suyun cilt ve sindirim sistemi üzerinde olumlu etkileri olan suyu asla ihmal etmeyin. Günde 13 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.
Sıkı ve biçimli kalçalara sahip olmak için bu bölgedeki kaslarınızı çalıştırmanız şart. Bunun için en ideal hareket şudur: Yere sırt üstü uzanarak kalçanızı 10 kere kaldırıp indirin. Daha sonra yukarıda 10 saniye kadar tutun. Bu hareketi 4 kez tekrarlayın. Bunun dışında yüzme, yürüyüş özellikle de bisiklete binmek de kalçalar için önerilen egzersizler arasında yer alıyor.